ARKA KAPAK YAZISI : Evinde kimin olduğunu bilmiyor ama neden orada olduklarını biliyor. İçeri kimi aldığına dikkat et… Caroline ve Francis kaydoldukları bir internet sitesinden ev değiştirme teklifi alırlar. Kısa süreliğine kendi evlerini bir yabancıya bırakıp başka bir yabancının evine giderler. Bu onlar için hem bir tatil olacaktır hem de evliliklerindeki pürüzleri gidermek için bir şans… Ama zaman geçtikçe sorunlar tekrar yüzeye çıkmaya başlar. Onlar ilişkilerini tamir etmeye uğraşırken yan binada oturan genç bir kadın da tüm hareketlerini izlemektedir. Yabancı oldukları bu evde zaman geçirdikçe Caroline olmadık şeyler keşfetmeye başlar. Banyodaki çiçekler, çalan müzik… Başkasının gözüne masum gelecek bu şeyler Caroline için birer ipucudur. Ev değiştirdikleri kişi bir yabancı değil mi? Yoksa unutmaya çalıştığı sırları bilen biri mi?
29 Aralık 2025 Pazartesi
BAŞKASININ EVİ KİTAP YORUMU :
ARKA KAPAK YAZISI : Evinde kimin olduğunu bilmiyor ama neden orada olduklarını biliyor. İçeri kimi aldığına dikkat et… Caroline ve Francis kaydoldukları bir internet sitesinden ev değiştirme teklifi alırlar. Kısa süreliğine kendi evlerini bir yabancıya bırakıp başka bir yabancının evine giderler. Bu onlar için hem bir tatil olacaktır hem de evliliklerindeki pürüzleri gidermek için bir şans… Ama zaman geçtikçe sorunlar tekrar yüzeye çıkmaya başlar. Onlar ilişkilerini tamir etmeye uğraşırken yan binada oturan genç bir kadın da tüm hareketlerini izlemektedir. Yabancı oldukları bu evde zaman geçirdikçe Caroline olmadık şeyler keşfetmeye başlar. Banyodaki çiçekler, çalan müzik… Başkasının gözüne masum gelecek bu şeyler Caroline için birer ipucudur. Ev değiştirdikleri kişi bir yabancı değil mi? Yoksa unutmaya çalıştığı sırları bilen biri mi?
27 Aralık 2025 Cumartesi
PEYGAMBERİN ENDİŞESİ KİTAP YORUMI:
ARKA KAPAK:
Bu çağda peygamber olmak zor! Büyük Kent. Felaket Çağı’nda bir gün.Mahşeri bir kalabalığı taşıyan metrodan inip, hayatta kaldığınız her güne şükrettiğiniz, bütün isyanınızı Twitter’dan dile getirdiğiniz, huzuru Instagram’da bulduğunuz sakin hayatınızın sıradan bir gününde düşle gerçek arası bir şey yaşasanız… Örneğin baş melek Cebrail size görünüp, “ahir zaman peygamberi” olduğunuzu ilan etse ve Tanrı’nın ilk emrini size iletip “Bak!” dese... Ne yapardınız?
Peki en az sizin kadar sıradan biri karşınıza çıkıp peygamber olduğunu söylese ne yapardınız?
YAZAR: YAVUZ EKİNCİ
YAYINEVİ: DOĞAN KİTAP
SAYFA SAYISI: 175
YORUM: Herkese merhaba bugün yine çağdaş Türk edebiyatından bir eserle geldim. Daha önce Yavuz Ekinci'den Günün Birinde kitabını okumuştum. O kitap biraz daha masalsı biraz daha geleneksel bir yapıdaydı. O kitap Yaşar Kemal tadı vermişti. Peygamberin Endişesi ismiyle dikkatimi çekmişti. Arka kapağını da okuyunca çok merak etmiştim. Modern zamanlarda bir peygamber hikayesi çok iyi bir hikaye konusu. Bazı açılardan çok komik olabilirdi yahut ele alınışıyla dramatik. Lakin bu kitap biraz daha çok modern insan eleştirisi gibi geldi bana. Kitabın başından sonuna kadar şunu anlamaya çalıştım. Yazar dinlere eleştirel mi bakıyor? Yahut bir delinin haykırışlarıyla komik durumlar mı yaşanacak? Ve yine acaba gerçekten bir peygamber inerse ciddi ciddi neler anlatır ne demek isterdi insanlara? Ama kitap boyunca sorularıma pek yanıt alamadım. Gerçekten kitap boyunca Methi ismindeki karakterin halüsinasyonlar mı gördüğünü yoksa bunlar kitabın evreninde gerçekler mi anlayamadım.
Kitabın dili sadeydi. Dinlere meraklı okurların değinilenlere, temas edilenlere ve göz kırpılan durumlara daha vakıf olacağını düşünüyorum. Bu da okuma zevkini arttırabilir. Genel olarak kitabın dünyası bana dar geldi. Biraz daha genişletilerek, daha çok kahraman eklenerek çok daha heyecanlı bir atmosfer yaratılabilirmiş gibi hissettim.
PUAN: 2.8
19 Aralık 2025 Cuma
RÜYA DÜKKANI KİTAP YORUMU
ARKA KAPAK YAZISI : Sadece uyurken ziyaret edebildiğiniz gizemli bir kasabada bulunan Dollagoot Bey’in Rüya Dükkânı’na hoş geldiniz! Çocukluk anıları, lezzetli yemekler, sahil kenarında gezintiler ve kâbuslar gibi her katında çeşit çeşit rüyalar satılan bu dükkânın, dünyanın dört bir yanından gelen hem insan hem de hayvan birçok müşterisi bulunuyor. Ziyaret öncesi pijamalarını giymeyi unutan müşteriler için ise Noktilukalar iş başında!
Dollagoot Bey’in Rüya Dükkânı’nda işe yeni başlayan Penny ile birlikte birbirinden farklı görevlere koşturacak, uykulu müşterileri karşılayacak ve tecrübeli Dollagoot Bey’den rüyalarla ilgili çok ilginç şeyler öğreneceksiniz. Ayrıca Kick Slumber, Yasnuj Otra, Wawa Sleepland, Doje, Aganep Coco ve daha nice rüya yaratıcılarıyla tanışma fırsatı yakalayacaksınız. Acaba bu sene Yılın Rüyası Ödül Töreni’nde, en büyük ödülü rüya yaratıcılarından hangisi alacak?
Yayımlandıktan kısa bir süre sonra Güney Kore’nin çok satanlar listesine girmeyi başaran genç yazar Mi-ye Lee’nin bu fantastik romanı ister bir genç ister bir yetişkin olun, hayal gücünüzü farklı bir âleme götürecek ve içinizi ısıtacak!
YAZAR : Mi-ye Lee
ÇEVİRMEN :Tayfun Kartav
YAYINEVİ :PETA KİTAP YAYINCILIK
SAYFA SAYISI : 256
YORUM: Herkese merhaba. Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Kore Edebiyatını okumayı çok seviyorum ve bu kitabın konusu da beni fazlasıyla etkilediği için artık okumaya karar verdim. Rüyalar üzerine kurulmuş, müthiş bir hayal gücüyle yazılmış bir kitaptı bana göre. Okurken sık sık “Keşke bunun bir film ya da dizisi yapılsa” diye düşündüm.
Penny Dallagoot, girdiği bir mülakat sonucunda Rüya Dükkanı’nda çalışmaya başlar. Bu dükkan, insanların ve hayvanların rüya gördüklerinde gelip rüya siparişi verdiği ya da hazır rüyaları satın aldığı oldukça ilginç bir yerdir. Rüya yaratıcıları tarafından tasarlanan birbirinden farklı rüyalar burada satılmaktadır. Kitapta hem Penny’nin dükkânda çalışırken yaşadığı maceraları hem de rüya satın almaya gelen kişilerin hayatlarına tanıklık ediyoruz.
Bana göre oldukça dolu bir kitaptı. Hayatın derin noktalarına dokunuyordu. Kitaptan o kadar etkilendim ki, gerçek hayatta biri çıkıp “Uyurken istediğimiz rüyaları satın almaya gidiyoruz” dese, buna inanabilirmişim gibi geldi. Bu fikir bana çok mantıklı geldi. Hatta eğer Rüya Dükkanı’nda bize uygun bir rüya kalmazsa, elimize geçen ilk rüyayı alıp bu yüzden kabuslar görüyor olabiliriz diye düşündüm. Kitaptaki rüyalar çok hayatın içindendi. Ancak beni en çok etkileyen, ölülerin görüldüğü rüyalar oldu.
Kitap genel olarak sakin bir şekilde ilerliyor; çok fazla aksiyon yok. Ortalarına doğru biraz sıkılır gibi oldum ama bunun benden kaynaklandığını düşünüyorum, çünkü kitaba bir süre ara vermiştim. Derin ve güçlü bir hayal gücüyle yazılmış, farklı bir kitap okumak isterseniz bu kitabı gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. İkinci kitabı da elimde, muhtemelen hemen ardından onu da okuyacağım.
Şimdiden herkese iyi okumalar. Hoşça kalın.💖
18 Aralık 2025 Perşembe
MEZARLARINIZA TÜKÜRECEĞİM KİTAP YORUMU:
ARKA KAPAK:
Otuz dokuz yıllık renkli ve verimli yaşamı boyunca romanlar,şiirler, şarkı sözleri yazan,trompetten ve cazdan vazgeçmeyen, oyunculuk, şarkıcılık, mucitlikten de geri kalmayan ve doğal bir oyunbozan olan Boris Vian’ın meslek hayatında Fransız Standartları Enstitüsü’nü seçmiş olması belki de sanat dünyasının en parlak ironilerinden biridir. Dönemin diğer bazı isimleri gibi doğaçlama yaşayıp eser veren Vian bugün asıl olarak yazar kimliğiyle ve antimilitarist bakış açısıyla tanınıyor.
Vernon Sullivan müstearıyla kaleme alınan ve bir “beyaz zenci”nin intikam öyküsünü anlatan Mezarlarınıza Tüküreceğim, hakkında net bir yoruma varılması zor, açık uçlu yapıtlardan biri. Şiddet ve erotizm duvarını aşarak bir rehabilitasyon, bir katharsis yaşamak mümkün mü? “Her şey”i görüp tanık olduğu için bir omuz silkme refleksi geliştirmiş olan günümüz insanı bu soruya ne yanıt verirse versin, kitaptan uyarlanan filmin galasında hayal kırıklığına kapılarak kalp krizinden ölen Vian’ın yapıtına sahip çıktığı ortada.14 Aralık 2025 Pazar
TELEF KİTAP YORUMU:
ARKA KAPAK:
Kısa bir konuşma yapmamı bekliyorlar benden. Çaldığımız onca kapıya rağmen, ağabeyimin yirmi yıl önce gözaltında göz göre göre kaybedilişiyle ilgili kesin bir bilgiye ulaşmış değiliz. Bu yüzden, söze nereden başlayacağımı, nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Ağabeyimden “var” diye söz etsem yalan olacak, “yok” desem belki de var. Kayıp yakınlarına di’li geçmiş zaman yasak, geniş zaman dar.
Kurumuş ekmek, ölmüş bir gökyüzü, çiçeksiz saksı. Marşların, sızıların, yaraların hikâyesi… Kesik kesik… Bitmeyen gecenin, başsağlığına gelenlerin, dar sokağa bakan pencerenin, gidip de dönmeyenin uğultusu.
Telef, zifiri karanlığın ağıt romanı. Hep hatırlanan, her cumartesi hatırlatılan genç ölümler…
Attilâ Şenkon, ayrı ayrı zamanlarda, yan yana duruyor yangınlarla. Gecenin ortasında kelebek yumuşaklığı…
YAZAR: ATTİLA ŞENKON
YAYINEVİ: İLETİŞİM YAYINLARI
SAYFA: 105
YORUM:
Herkese merhaba yine bir Attila Şenkon kitabıyla geldim. Bu kitap yazardan okuduğum beşinci kitap ve inanılmaz. Yazarı neden bu kadar geç keşfettim diye her eserinde hayıflanıyorum. Kalemi bana iyi gelen yazarlardan oldu Attila Şenkon... Bu kitabını Eskişehir'de bir sahaftan bulup almıştım kısa süre önce ve hiç bekletmeden okumak istedim.
Kitap yarım kalmışlık öyküleri içeriyor... Siyasi cinayetler... Kalan kemikler... Arkadan ağlayanların ağıtlarını masala çeviren bir çocuk...
İste kitap aslında bu. Bir kez daha ülkemin özellikle altmışlar ve doksanlar arasında olanlarla yüzleşmesi gerektiğini düşündüm. Bir gün birileri tarafından götürülen umutlu gençlerin ortadan kayboluş hikayeleri anlatılıyor kitapta.
Şiirsel üslup hayran olunmayacak gibi değil. Bir zamanlar diye başlayan hikayeler de ufak bir gülümseme yayıldı dudaklarıma. Bu gülücük ekşi bir tat bıraktı bende... Ve yine yazar kitabın sonuna bir almanak koymuş, Rastlantı bu yaaaaa iştee bazı tarihlerde neler olduğu hatırlatılmış....
Hadi eyvallah ben gidiyorum. Okuyun efendim. Harikaydı....
Bol üç nokta koydum farkındayım çünkü kitabın özeti buydu.
PUAN: 4.5
11 Aralık 2025 Perşembe
BABAMIN BAĞLAMASI KİTAP YORUMU:
ARKA KAPAK: Beni bir ömür sekiz köşeli şapkasının gözünde taşıyan babamı başımın üstünde taşımak için yeniden uzun ve karlı yollara düştüm.
Yirmi beş yıl sonra bir gece yarısı kapısını çalıp ona üç günlük bir yolculuk ve ömürlük sorular bırakan Heves Ali’yi âşıkların bayramına yetiştiren Yusuf, arabasının bagajında babasının eski bavulu, ön koltuğunda üç telli bağlaması ve port bagajında tabutuyla bu kez toprağına, evine, kendine doğru yol alıyor... Babamın Bağlaması’yla Âşıklar Bayramı’nın ikinci perdesi açılıyor, Yusuf o derin kuyudan çıkıyor: Upuzun bir yolda, geçmişin sırlarıyla, geleceğin belirsizliğiyle ve hevesinden arta kalanlarla yüzleşen Yusuf, aşka, ayrılığa, ölüme ve yalnızlığa yakılmış yepyeni bir türküye kulak veriyor.
Cevdet Kudret Roman Ödülü, Attilâ İlhan Roman Ödülü, Fransa-Türkiye Edebiyat Ödülü ve Sait Faik Hikâye Armağanı sahibi Kemal Varol, sinemaya da uyarlanan romanı Âşıklar Bayramı’nın devamı olan Babamın Bağlaması’nda, merhaba ile hoşça kal arasındaki derin vadide yankılananlarla yine akıllardan çıkmayacak bir yolculuğa çağırıyor.
Çünkü ayrılık, sadece bir insandan değil, artık içinde olmadığımız bir hikâyeden de mahrum kalmak demekti.

