function goClicked() { $('#yunero').empty().append(' loading ...'); youTubeURL=$('#youTubeUrl').val(); loadYunero(); }

16 Mayıs 2026 Cumartesi


 UYUYAN ADAM KİTAP YORUMU: 

ARKA KAPAK: 

Georges Perec'ten, acı, umut ve doğruluğa dair bir roman...

"İnsanlardan nefret ettiğin anlamına gelmez bu, ne diye onlardan nefret edesin ki? Ne diye kendinden nefret edesin ki? Keşke insan türüne ait olmak, o dayanılmaz ve sağır edici gürültüyü de beraberinde getirmeseydi; keşke hayvanlar âleminden çıkıp aşılan o birkaç gülünç adımın bedeli, sözcüklerin, büyük tasarıların, büyük atılımların o dinmek bilmeyen hazımsızlığı olmasaydı! Karşı karşıya getirilebilen başparmaklara, iki ayak üstünde duruşa, omuzlar üzerinde başın yarım dönüşüne fazla ağır bir bedel bu. 


Yaşam denen bu kazan, bu fırın, bu ızgara, bu milyarlarca uyarı, kışkırtma, tembih, coşkunluk, bu bitmek bilmeyen baskı ortamı, bu sonsuz üretme, ezme, yutma, engelleri aşma, durmadan ve yeniden baştan yaratma makinesi, senin değersiz varoluşunun her gününü, her saatini yönetmek isteyen bu yumuşak dehşet."


YAZAR: GEORGES PEREC


ÇEVİREN: SOSİ DOLANOĞLU 


YAYINEVİ: METİS YAYINLARI


 SAYFA: 105 


YORUM:  Herkese merhaba bugün Fransız Edebiyatının önemli isimlerinden Perec ile geldim. Uyuyan Adam benim yazarla tanışma kitabım oldu. Sayfa sayısı az ama içi epey yoğun bir kitaptı.  Sakin bir döneminizde sindirerek okumanızı öneririm.  Kitap bir vazgeçişin romanı, bir hiçin romanı. Hiç bir şeyin hiç bir şekilde anlatılamayacağını sanmayın Perec anlatıyor. Tekdüzeliği, sıkıcılığı sizi epey bunaltarak yaşatıyor kelimelerle. 

25 yaşında bir üniversite öğrencisi. Sosyoloji okuyor. Bir gün uyandığı köhne apartından çıkmıyor dışarı. Hem de sınav günü. Vazgeçti artık. Eşikteydi son adımını hareket etmeden attı aslında. Hiç bir şey yapmayarak geçti sınırı. En büyük hareketi de bu oldu, artık vazgeçti. Hiç oldu, hiçlik oldu. İnsanlardan ne nefret etti ne de sevdi. Sadece savruldu yaşadı. Unuttu, hatırladı ve anlamlandırmaktan kaçındı. 

Kitap zihin akışı tekniği ile ilerliyor. Rüya ve uyanıklık arasında yıldızların parladığı sayfalar vaat ediyor size bu karmaşık zihin. Okuması zor, kelimeler etkili. Bir de sondaki yayıncının notu gayet yerinde. Peki o halde bir başka kitapta görüşmek üzere. 


PUAN: 4.0 

12 Mayıs 2026 Salı


 BAHÇIVAN VE ÖLÜM KİTAP YORUMU: 

ARKA KAPAK: 

"Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.”

Hayatının uzun yıllarını bahçesine vakfetmiş olan babasının, “omuzlarında tonlarca geçmiş taşıyan bir Atlas” gibi gördüğü ve idealize ettiği kişinin ölümünü anlattığı bu kitabında Georgi Gospodinov, yeri doldurulamaz bir kayıp karşısında hissettiklerini içten ve etkileyici bir dille aktarırken, aynı zamanda hayat ve ölüm üzerine, sevgi ve yas üzerine, varoluşumuzu anlamlandıran ve yola devam etmemizi sağlayan şeyler üzerine derin bir tefekküre dalıyor.

“Onun bugüne kadarki varlığı, benim kendi varlığımı, çocukluğumun varlığını doğruluyordu. Öte yandan yokluğu hafızanın tüm mekanizmasını harekete geçiriyor. Uzun zamandır aklıma gelmeyen şeyler şimdi uyanıyor, onları ben uyandırıyorum – tüm bunların gerçekten olup bittiğinden emin olabilmek için. İstemli ve istemsiz bellek birlikte çalışıyor ve anıların paslanmış çarkını harekete geçiriyor, net görülmeyen yerleri temizliyor veya uyduruyor. Kabul etmeliyiz ki bu, vefat edene yönelik bir bellek çalışması olduğu kadar, kendimize de yöneliktir, benmerkezci, bir anlamda kendimizi kurtarmaya, birinin gidişinden sonra hayatta kalışımızı anlamlandırmaya yönelik bir uğraştır. — Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hâlâ var olduğumuz söylenebilir mi?”


YAZAR: GEORGİ GOSPODİNOV


ÇEVİREN: HASİNE ŞEN KARADENİZ


YAYINEVİ: METİS YAYINLARI


SAYFA: 200


YORUM: Herkese merhaba bugün çok popüler olan bir kitapla geldim. Yazarın 2023 yılında Uluslararası  Booker Ödülü'nü kazanmasıyla ülkemizdeki popülaritesi ciddi miktarda arttı. Ben de yazarın kitaplarını gözüme kestirmiş olsam da bir türlü edinip okuma fırsatı yakalayamamıştım. Ta ki Bahçıvan ve Ölüm isimli ağıt romanı yahut anı kitabı yayımlanana kadar. Yazar Bursa'ya imzaya da geldi diye biliyorum edebiyatımızın önemli isimleri de yazarla tanışmak için oradaydı.  Bütün bunlar ülkemizde yayımlanan son kitabı edinip biran önce okuma isteği uyandırdı içimde. Bazı aksilikler yüzünden bu süre gecikti ve benim kitaba olan beklentim gün geçtikçe arttı. Çünkü herkes bu kitabı konuşuyordu. 

Sadede gelelim. Okudum. Beklediğim bir üslup yoktu kitapta. Biraz daha kurgusal bir metin bekledim. Zaman kavramının daha net olduğu bir başlangıç ve olay örgüsü okumayı beklediğim için anı tarzında yazılan metne  biraz mesafeli yaklaştım. Belki de yazara başlamak için doğru kitap değildi. Yanlış anlaşılmasın eser etkili, güçlü ve elbette güzel. Ama paylaşımlar, reklam çalışmaları vs. beklentimi çok arttırdı. Biraz Gorki'nin üçlemesi tarzında bir şeyler okuyacağım sandım. 


Yazar babasının ölümü üzerine bir ağıt olarak kaleme almış kitabı. Yaşlı adamın hastalığının son demleri ve ölümü çaresizce beklemenin o garip hisleri... Yaşayan birinin anlatımı olduğu çok bariz. Çok gerçek bir acı, keder var kitapta. Babasıyla yaşadığı mutlu, hüzünlü yahut komik anıları okurken hasta adamın son zamanları ve ölümü anlatılıyor. Daha sonra kitabın sonlarına doğru daha içe dönük bir anlatı. Bununla nasıl başa çıkmaya çalıştığı ve insanın ölüm karşısındaki çaresizliği. Çaresizliğe boyun eğip bir şekilde devam edişi... 

Ben kitabı beğendim. Sadece o kadar da değilmiş dedim içimden. Belki benimle alakalıdır. Sizler okuyun dostlar. 


PUAN:4.0