function goClicked() { $('#yunero').empty().append(' loading ...'); youTubeURL=$('#youTubeUrl').val(); loadYunero(); }

20 Mart 2026 Cuma


 DUMAS KULÜBÜ KİTAP YORUMU: 

ARKA KAPAK: 

2016 yılında İspanya’nın en önemli on yazarından biri seçilen Arturo Pérez-Reverte, Dumas Kulübü adlı kitabında postmodern polisiyenin gücünü, matematik ve yazın dünyasıyla kusursuz bir şekilde harmanlıyor. Kitabın kahramanı Lucas Corso, Dumas’nın Üç Silahşorlar adlı kitabının kayıp bir bölümüyle Dokuz Kapı adlı başka bir kayıp metnin ilişkisini araştırırken, bir yandan da kendini Lucifer efsanesinin gizemli labirentinin tam ortasında buluyor.

Yayıncılık ve kitap koleksiyonculuğunun geçmişteki sırlarını keşfedip bulmacayı tamamlamak isteyen her kitapseverin soluk soluğa okuyacağı bu roman, Şeytan’ı, okuru ve yazarı karşı karşıya getirip beklenmedik bir sona doğru yol alıyor.

The New York Times’ın dikkat çeken kitaplar listesinde yer alan Dumas Kulübü, okuru kendisiyle yüzleştiren şaşırtıcı

bir başucu kitabı..

YAZAR: ARTURO PEREZ-REVERTE

ÇEVİRMEN: PERAL BAYAZ CHURUM

YAYINEVİ: NORA KİTAP

SAYFA: 448 

YORUM: Herkese merhaba uzun süredir elimde olan Dumas Kulubü sonunda bitti. Kitabı çok severek, merak ederek almıştım. Ne yazık ki aldığım nüshanın bir sayfası yırtık çıktı ve daha sonra tekrar almam gerekti. Araya kitaplar girince kaldığım yerden okumak yerine baştan başladım.  Kitap gerçekten edebiyat aşıklarına hitabeden edebiyat dolu bir eser onu söylemeliyim.  İlk yarısı çok güzel ve heyecanlı bir okuma sundu ama sonu çok tatmin edici olmadı benim için. Bunları söyledikten sonra biraz konusuna değinebilirim artık.

Eser tanına bir editörün ölümüyle başlıyor. Bu  editör ölmeden önce elindeki Üç Silahsorlar'ın kayıp el yazmasını La Ponte isminde bir kitapçıya satıyor. La Ponte de sadık dostu kitap avcısı Lucas Corso sayesinde el yazmasının gerçekliğini teyit etmek niyetinde. Fakat el yazmasının peşinde olan başka karanlık insanlarda var... 

Lucas Corso el yazmasını korurken bir yandan da ünlü kitap koleksiyoncusu Varo Borja'nın Dokuz Kapısı ile ilgileniyor. Bu kitap ile Orta Çağa ve engizisyon  mahkemelerine, mistik güçlere uzanıyoruz. Elbet bir anda iki kitabın ortak yönleri çıkıyor piyasaya. Yaşanan olaylar iki eserin bağlantılarını gösteriyor. Karanlık güçler, bilinmeyen düşmanlar ve elbet Dumas'ın Üç Silahşorlar kitabının kurgusuyla iç içe geçen kovalamacalarla kitap doruk yapıyor. Dumas ruhunu şeytana mı sattı? Bu kadar başarılı olmasının nedeni bu muydu? Üstelik şeytanla özlesen Dokuz Kapı da yaşarken çok uzaklarında değilmiş halbuki... 

İşte böyle, bu sorularla hem ünlü yazarın hayatına hem ünlü serinin detaylarına odaklanarak neredeyse bir polisiye okuyoruz. Sonu tam olarak tatmin edemese de güzel kitaptı. Edebiyatla, sanatla iç içe bir roman okumak güzeldi. Şimdiden iyi okumalar... 

PUAN: 3.9 /5

17 Şubat 2026 Salı


 BİR MÜLKİYET KALESİ KİTAP YORUMU: 

ARKA KAPAK: 

“Biz Türk sanatçıları üç şeye şiddetle muhtacız: Kültüre, sağlam bir dünya görüşüne, bu görüşün ışığında Türkiye’yi ve Türk insanını -Osmanlılıktan bugüne kadar- kendimizce anlamaya, tanımaya...”

Toplumu tanımak için önce kendine, memleketi anlamak için önce evine döner insan.
Kemal Tahir’in, kişisel tarihini doğduğu evin hikayesi üzerinden naklettiği bu otobiyografik roman, bize aynı zamanda imparatorluğun çatırtılarından milletin varlık mücadelesine uzanan çalkantılı yılları anlatıyor. İnsanın, kendisinden daha uzun ömürlü olan mülkiyet ile kurduğu ontolojik ilişkinin, mekanın poetik anlamlarını da gözeten taraflarıyla bir tür zaman nehrine dönüştüğü Bir Mülkiyet Kalesi, büyük romancımızı daha yakından tanımak için bir referans niteliğinde.

YAZAR: KEMAL TAHİR 

YAYINEVİ: KETEBE YAYINLARI

SAYFA: 580 

YORUM:  Herkese merhabalar uzun bir aradan sonra yine bir kitapla geldim. Kemal Tahir kitaplarını çok seviyorum. Esir Şehir üçlemesi ile külliyatına başladığım yazara Kurt Kanunu'yla devam etmiştim ve şimdi de otobiyografik eseri ve ailesinin hikayesini anlattığı Bir Mülkiyet Kalesi'ni okuyarak devam ediyorum. Bu kitap yazarın ölümünden sonra önce tefrika hakinde yayımlanmış sonra bütünlüklü bir roman olarak derlenmiş bunu kitabı okumaya başlamadan bilmek önemli.

 Bunlardan  kaynaklı olsa gerek yazarın diğer kitapları gibi tam bir bütünlük halinde değil diyebilirim. Olaylar kopuk, karakter analizi ve psikolojik gelişim biraz zayıf hissettiriyor. Yazarın ömrü vefa etseydi ve düzenleseydi elbet çok daha güzel bir kitap ortaya çıkarmış. 

Bu haliyle de oldukça iyi bir kitap fakat bir yerden sonra fazlaca "tarih dersi" gibi hissettirdiği için biraz yavaş okudum. Yer yer Nutuk'tan ve ismi geçen tarihi kişiliklerin notlarından uzun alıntılarla bitmek bilmez diyaloglar hatta monologlar mevcut. Bunlar elbette okumayı güçleştiriyor.  Kemal Tahir'in ailesi ve çocukluğu hakkında edinilen bilgiler, çocukluk anılarına yakından bakmak, kitaplarında ve ileriki yaşamında fikir dünyasını etkileyen şeylerin tohumunu görmekte de elbet çok keyifli. Tamamını sıkılmadan okudum diyeceğim bir kitap olmasa da odağınızın nerde olduğu çok önemli. Yazarı daha iyi tanımak, dönemi yakın bir şahitten dinlemek isterseniz güzel bir kaynak. 

Bir çok kaynakta aslında yazara bu kitapla başlanması öneriliyor ben önermem açıkçası. Bu kitapta yukarıda da bahsettiğim gibi bazı sorunlar var ve bu sorunlar yazara aşina olmayan kişileri korkutabilir. 

Kitabın konusu zaten malum oldu. Kemal Tahir'in babasının başkahraman olduğu kitap, 2. Abdülhamid'in sarayında başlıyor ve milli mücadelenin sonuna kadar hem harp hem siyasi tarihe bolca değinerek bize sıcak bir aile ama korkunç bir savaş gerçekliği sunuyor.  Eseri bitirdikten sonra İsmail Coşkun ve Emrah Sefa Gürkan'ın hazırladığı programı da izlemenizi öneririm. Proje yöneticisi İsmail Coşkun eserin yarım kalmışlığını, eksik ve iyi yanlarını anlattığı güzel bir program olmuş. 

Şimdiden iyi okumalar. 

11 Şubat 2026 Çarşamba

Rüya Dükkanı 2 Kitap Yorumu

 

ARKA KAPAK YAZISI : Herkese merhaba 🌙


Bugün sizlere Rüya Dükkânı serisinin ikinci kitabından bahsetmek istiyorum. İlk kitap gibi bu kitapta sakin  bir anlatıma sahipti. Olaylar temposuz ve biraz da merak uyandırmadığı için uzun bir sürede bitirdim. Fakat bu yavaşlık zihnini dinlendirmek isteyenler için birebir olabilir.


İkinci kitabı da bitirdikten sonra gerçekten rüyaların satın alınabileceğine inanmak üzereyim diyebilirim. Yazar, rüyalarla ilgili her ayrıntıyı öyle özenli ve anlamlı bir kurguya oturtmuş ki, okurken kendinizi o dünyanın içinde buluyorsunuz. Rüyaların neden var olduğu, neye hizmet ettiği ve insan hayatındaki yerleri üzerine kurulan dünya gerçekten çok etkileyiciydi.


Bu seri, rüyalara bakış açımı değiştirdi ve hayal dünyamı genişlettti. oldu. Aslında iki kitaplık büyük bir olay örgüsü yok. Daha çok atmosferi ve verdiği hissiyat ön planda.


Eğer zihninizi biraz dinlendirmek istiyorsanız bu seriye bir şans verebilirsiniz.


Şimdiden keyifli okumalar 

Yazar Mi-ye Lee, Rüya Dükkânı 2 ile okurlarını gizemli kasabanın derinliklerinde keşfe çıkarıyor ve onları, ruhu okşayan hikâyelere sahip özel insanlarla tanıştırıyor.

YAZAR : Mi-Ye-Lee

 ÇEVİRMEN : Tayfun Kartav

YAYINEVİ : Peta Kitap

SAYFA SAYISI : 269
YORUM
:  Herkese merhaba 🌙


Bugün sizlere Rüya Dükkânı serisinin ikinci kitabından bahsetmek istiyorum. İlk kitap gibi bu kitapta sakin  bir anlatıma sahipti. Olaylar temposuz ve biraz da merak uyandırmadığı için uzun bir sürede bitirdim. Fakat bu yavaşlık zihnini dinlendirmek isteyenler için birebir olabilir.


İkinci kitabı da bitirdikten sonra gerçekten rüyaların satın alınabileceğine inanmak üzereyim diyebilirim. Yazar, rüyalarla ilgili her ayrıntıyı öyle özenli ve anlamlı bir kurguya oturtmuş ki, okurken kendinizi o dünyanın içinde buluyorsunuz. Rüyaların neden var olduğu, neye hizmet ettiği ve insan hayatındaki yerleri üzerine kurulan dünya gerçekten çok etkileyiciydi.


Bu seri, rüyalara bakış açımı değiştirdi ve hayal dünyamı genişlettti. oldu. Aslında iki kitaplık büyük bir olay örgüsü yok. Daha çok atmosferi ve verdiği hissiyat ön planda.


Eğer zihninizi biraz dinlendirmek istiyorsanız bu seriye bir şans verebilirsiniz.


Şimdiden keyifli okumalar